TR
  • English
  • Türkçe
  • русский язык
  • українська
  • Deutsch
  • العربية
  • Français
  • español, castellano
  • فارسی
  • 中文 (Zhōngwén), 汉语, 漢語
  • tarihi yerler Akdeniz

    Türkiye

    Anazarbus, Adana

    Anazarbus, Roma İmparatorluğu döneminde Kaesarea olarak bilinen, Kozan'ın 30 km güneyinde, Adana'nın Seyhan ilçesine yakın bir Kilikya kentidir. Günümüzde adı Anavarza olmuştur. Adana'dan kolayca ulaşılabilen bölge, günübirlik geziler için uygundur. Tepenin üstündeki ortaçağ kalesinin kalıntıları ve tüm alana hakim olan Çukurova Ovası'nın muhteşem manzarası ile görülmeye değer olN Ayşehoca Köyü’nün etrafına dağılmış kalıntıları gezdikten sonra dik bir tırmanışa hazırlıklı olmalısınız. Helenistik, Roma, Orta Çağ, Osmanlı gibi çeşitli dönemlerin kültürel izlerini taşıyan şehir, UNESCO Dünya Kültür Mirası Geçici Listesi'nde yer almaktadır.

    Andriake, Antalya

    Andriake, Demre'nin 10 km batısında bulunan Myra'nın antik limanı olarak bilinmektedir. Günümüzün batık şehri Kekova'yı ziyaret etmek için tekneleri kullanan ziyaretçiler için hizmet veren bir limandır. Türk arkeologların yaptığı son kazılar, şehre yeniden bir liman görünümü kazandırmıştır. Agora ve agoranın altındaki büyük sarnıç, ahşap bir gemi maketi yerleştirilmiş yenilenmiş liman ve agora çevresindeki anıtların hepsi kazılarak restore edilmiştir. Çatısı dışında korunan antik tahıl ambarı “Horrae” restore edilmiştir. Burası günümüzde Likya Medeniyetleri Müzesi olarak hizmet vermektedir. Ayrıca Likya'da bilinen tek sinagog da burada keşfedilmiştir.

    Ariassos, Antalya

    Ariassos, Pisidia antik bölgesinin en çekici şehirlerinden biridir. Antalya'nın yaklaşık 60 km kuzeyinde yer alır ve Antalya'dan Bucak'a giden ana yoldan sadece 1 km uzaklıktadır. Çevredeki bölgelere yakınlığı ile ulaşımı kolaydır. Antik kente girerken sizi Zafer Takı olarak bilinen dikkat çekici bir anıtsal geçit karşılamaktadır. Zafer takı, savaştaki zaferleri üzerine bir Roma imparatoruna adanmıştır. Tepesine dikilmiş heykeller bulunmaktadır. Yazıtlara göre ise MÖ 3. yüzyılda Persleri yenen imparator Severus Alexander'a atıfta bulunmaktadır. Kuzeye doğru yürüdükçe, bir Roma hamamının kalıntıları ve birkaç anıt mezarı görebilirsiniz. Mezarlıkları genellikle şehirlerin dışında kullanan antik Yunanlıların aksine Pisidialılar, şehirlerini mezarlarla süslemişlerdir. Şehrin tiyatro ve sivil merkezini ziyaret edebilir, Anadolu manzarasının muhteşem seyrinin keyfini çıkarabilirsiniz. Yeterli enerjiye ve zamana sahip olanlar, şehrin kuzeyindeki antik yolu da keşfedebilirler.

    Arykanda, Antalya

    Arykanda, Toros Dağları’nın sarp tepesinin yanında, harika bir doğal manzara ve muhteşem bir antik kent ortamı sunan bir şehirdir. Arykanda, çam ve sedir ağaçları arasında derin bir güzellik ve huzur yeri olan Arykandos veya Aykırtca adı verilen harika bir vadide yer almaktadır. Finike'den Elmalı'ya giden ana yoldan ulaşılabilir. Finike'ye 35 km, Antalya'ya 150 km uzaklıktadır. Arykanda, Anadolu kökenli olduğunun göstergesi olan sonu -anda ile biten eski Likya şehirlerinden biri olarak bilinir; tarihi MÖ. 2.bin yıla kadar uzanır. 1969'dan beri Türk arkeologlar tarafından iyi bir şekilde kazılan şehrin büyük bir kısmı ortaya çıkarılmıştır. Aralarında, belki de Lykia'nın en büyüğü olan, büyük bir hamam da olmak üzere toplam 4 hamam bulunmaktadır. Likyalıların kahramanlarını Tapınak Biçimli Mezarlara gömdükleri için ziyaretçileri il olarak bu bölgeye özgü büyük anıtsal tapınak mezarlar karşılar. Kentte bir devlet ve bir kamu agorası, tiyatro, Odeon (konser salonu), bouleuterion (parlamento binası), ev ve villa kalıntıları bulunmaktadır. Özellikle tiyatro, harika bir konuma sahiptir. Tiyatronun üstünde, antik dünyanın en iyi örneklerinden biri olan stadion (stadyum) durmaktadır. Arykanda ziyaretinden sonra, su kaynaklarının ve Likya kaya mezarlarının yakınındaki yerel pazarda enfes lezzetlerin tadını çıkarabilirsiniz.

    Aspendos, Antalya

    Aspendos Antik Kenti, Antalya'nın 40 km doğusunda, ulaşımı oldukça kolay, antik çağda Eurymedon Nehri üzerinde, günümüzde ise Köprüçay olarak bilinen yerdekonumlanmaktadır. Eurymedon, MÖ 5. yüzyılda hem suda hem de karada gerçekleşen ilk savaş olarak tarihteki Eurymedon Savaşı ile ünlüdür. Aspendos Tiyatrosu sadece Roma döneminin en iyi korunmuş tiyatrosu değil, aynı zamanda döneminin en iyi tasarlanmış tiyatrosudur. Selçuklu Türkleri, antik tiyatroyu yaklaşık bin yıl sonra kervansaray ve saray olarak kullanmak üzere restore etmişler ve bu tadilat tiyatronun günümüze neredeyse bozulmadan ulaşmasını sağlamışlardır. Sahne binasının orijinal yüksekliğinde ayakta durduğu tek antic tiyatro örneğidir. Binanın sadece nişlerdeki heykelleri eksiktir. Ayrıca şehre doğru yürüyüşe çıkılmalı ve büyük bazilika, agora, çeşme ve şehrin kendine özgü su kemerleri ve sifon sistemleri de görülmelidir.

    Kandyba, Antalya

    Kandyba, şirin tatil beldesi Kaş'a sadece 25 km uzaklıkta, oldukça ilginç bir Likya şehridir. Özellikle ilkbaharda çiçeklerin, antik kentin ve geleneksel Gendiye köyünün tadını çıkarmak için görülmeye değerdir. Geleneksel bir yerel köyde olduğu için hiç kazılmayan şehirde, görülecek çok şey yoktur. Harabeler ve köy mükemmel bir uyum içindedir. Ayrıca, hala kullanımda olan Antik Likya evlerinden ve mezarlarından kopyalanan yerel ahşap depoların tadını çıkarabilirsiniz.

    Myra, Antalya

    Likya dilindeki Myra antik kenti, adını tarihi metinlerde "günlük ve mür" kelimelerinde olduğu gibi mür bitkisinden alır. Antalya’nın 140 km batısında yer alan Myra’nın günümüzdeki adı Demre'dir. Antalya'dan Fethiye'ye uzanan sahil yolu ile muhteşem manzaralar eşliğinde şehre ulaşılabilir. Turunçgil bahçeleri içinde ve Roma Dönemi'nden kalma büyük tiyatronun yanında bulunan Likya Kaya Mezarları'nın muhteşem manzarası karşılar ziyaretçiler… Antik tiyatrolar Dionysos'a adanmıştır. Dionysos, annesi Semele'yi ziyaret etmek için sık sık yeraltına gitmişti. Likyalılar, mezarlarını ve tiyatroyu yan yana inşa ederek bu mitolojik hikayeyi mükemmel bir şekilde anlatmıştır. Mezarlar çoğunlukla kaya üzerinde ahşap Likya evlerinin taklit edildiği “ev tipinde” olup, bazılarında hala net olarak görülebilen kabartmalar bulunmaktadır. Çok iyi korunmuş durumda olan antik tiyatroda, son zamanlarda yapılan kazılar, buranın mevcut bir Helenistik tiyatronun üzerine inşa edildiğini ortaya çıkarmıştır. Tiyatronun hemen dışında da yakın zamanda kazılmış olan şapel görülebilir. Maceraperestler erken duvarlar, ona tırmanan antik basamaklar ve Demre ovasının muhteşem manzarasını görebilecekleri akropol tepesini ziyaret etmelidir. Myra'nın ikinci büyük nekropolü, Demre Vadisi’nin doğu kesiminde yer alır. nadiren ziyaret edilen bu alanda güzel mezarlar ve kabartmalar da bulunmaktadır. Bu türbelere tırmanmak için herhangi bir basamak veya korkuluk olmadığı için dikkatli olunmalıdır. 

    St. Nikolaos Kilisesi, Antalya

    George Bean, “Likyalı Türkiye” kitabında “Demre köyünün batı ucunda, eskiden hacıların hedefi olan Myra'lı Aziz Nikolaos'un ünlü kilisesi var” diye yazmaktadır. MS 300 civarında Patara'da doğup, Myra'nın piskoposu oldu. Gerçekleştirdiği mucizelerle ünlü, Yunanistan ve Rusya'nın yanı sıra çocukların, tüccarların, denizcilerin ve bilim adamlarının koruyucu aziziydi. Şüpheciler gerçekten de onun varlığını sorgulamışlardır. Onun Myra'da yaşayıp öldüğü bilinmektedir. Türk arkeologlar tarafından kazılan ve Nicholaos'a adanan kiliseyi korumak için bir çatı eklenmiştir. Kilisenin içinde yer alan Aziz'in mezarı, 19. yüzyılda Ruslar tarafından gerçekleştirilen restorasyonlar sırasında oyulmuş Kiril yazıtlarına sahiptir. Mezar açılmış ve Aziz'in kalıntıları 11. yüzyılda İtalya Bari'ye götürülmüştür. Hem Antalya hem de Bari müzelerinde Aziz'e ait eserler muhafaza edilmiştir.

    Olympos, Antalya

    Antalya'nın yaklaşık 80 km güneybatısında bulunan Olympos, Beydağları-Olympos Milli Parkı içinde yer almaktadır. Kent özellikle günümüzde “Musa Dağı” olarak bilinen Lykia'daki Olympos Dağı'na ev sahipliği yapması nedeniyle önemlidir. Arkeolojik araştırmalar gerçekten de Olimpos Dağı'ndaki demirci tanrısı Hephaestus'a adanmış birkaç türbeyi, dolayısıyla komşu Chimera ile ilişkisini ortaya çıkarmıştır. Şehir, tüm yıl boyunca dünyanın her yerinden gelen ziyaretçilere açık olan ünlü Olympos Plajı’nda yer almaktadır. Likya'nın en büyük yürüyüş parkuru olan Likya Yolu da bu antik kentten geçmektedir. Antik limanın iki yanına dağılmış antik liman ve anıtlar, şehre muhteşem bir görünüm kazandırmaktadır. Kentte bir tiyatro, bir köprü kalıntısı, bitmemiş ama cephesiyle oldukça etkileyici bir imparatorluk tapınağı, birkaç mezar ve erken Hıristiyanlık dönemine ait geç antik yapılar bulunmaktadır. Şehri çevreleyen gür defne ağaçları bölgeye egzotik bir görünüm kazandırmaktadır.  

    Patara, Antalya

    Lykia'nın en önemli altı kentinden dördü kuzeyden güneye Homerik Xanthos vadisi, Tlos, Pınara, Xanthos ve Patara boyunca yer almaktadır. Patara'ya Dalaman ve Antalya gibi ana havaalanlarından kolayca ulaşılabilir. Patara'nın liman olarak mükemmel konumu ve Apollon'un doğum yeri olduğu efsanesi, şehre benzersiz bir önem katmaktadır. Kent ilk olarak Hitit metinlerinde Patar olarak anılmış, Likya dilinde Patara olmuş ve Roma döneminde Patara olarak anılmıştır. Türk arkeologlar tarafından 1990 yılından bu yana yürütülen başarılı kazı ve restorasyon çalışmaları, muhteşem kumsalından dev dalgaların taşıdığı kumlardan şehrin büyük bir kısmını ortaya çıkarmıştır. Patara, Roma döneminde Lykia'nın başkenti ve Likya Birliği'nin toplandığı merkezdir. Likya Birliği, Likya şehirlerinin nüfuslarıyla orantılı olarak temsil edildiği ve Likya Birliği'ni antik demokrasinin en iyi örneği olarak tanımlayan Montesquieu aracılığıyla çağdaş ulusları etkilediği ilk modern demokrasi türüdür. Likya Birliği'nin toplandığı Bouleuterion (Meclis Binası), mükemmel bir şekilde restore edilmiştir. Şehir dört büyük hamama, anıtsal bir kemere, muhteşem bir tiyatroya, birkaç mezara ve antik bir “Paros”un günümüze ulaşan tek örneği olan bir deniz fenerine ev sahipliği yapmaktadır. Aynı zamanda komşu şehir Myra'da piskopos olarak görev yapan St. Nicholaos'un da doğum yeridir.

    Perge, Antalya

    Antalya'nın yaklaşık 20 km doğusundaki Perge, Alanya'ya giden ana yol üzerinde yer almaktadır. Kökeni Tunç Çağı'na kadar giden kentin Hititler döneminde “Kaastra Nehri yakınında Parha” olarak adlandırıldığı, Yunan döneminde Kestros Nehri yakınında Perge olduğu bilinmektedir. Şehir, 70 yılı aşkın bir süredir Türk arkeologlar tarafından başarılı bir şekilde kazılmıştır. Antalya Müzesi, Perge'den ortaya çıkarılan tüm muhteşem heykellere ev sahipliği yapmaktadır. Kent, kazı ve restorasyon çalışmaları sayesinde tiyatro, stadion (stadyum), surlar, hamamlar, agora ve antik bir kentin sokaklarında geziyormuş hissi veren sütunlu caddeyi kapsamlı bir şekilde ziyaret imkanı sunmaktadır. Roma İmparatorluk döneminin önemli bir limanı olan kent, bu dönemde çok zengin olmuştur. Kente son Roma kapısından girdiğinizde, size Helenistik kulelerin hakim olduğu geniş bir meydan karşılamaktadır. Hemen solunuzda hamamlara bağlı muhteşem bir çeşme bulunmaktadır. Perge hamamları, Roma Dönemi hamamlarının en güzel örneklerindendir. Sütunlu caddede yürüyebilir, şehrin ortasına temiz su ve serin hava sağlamak için yapılmış su kanalının keyfini çıkarabilir, bu caddenin iki yanındaki dükkânları ve kamu evlerini görebilir, Akropolis'e kadar yürüyüp manzaranın tadını çıkarabilirsiniz.

    Phaselis, Antalya

    Güzel bir sahil yolu ile ulaşılan Phaselis, Antalya'nın yaklaşık 70 km güneybatısında yer almaktadır. MÖ 7. yüzyılda Rodosluların kolonileştirdiği Likya'nın doğu sınırındaki son şehirdir. Şehir, günümüzde hala görülebilmekge olan üç limanıyla çok güzeldir. Antik iskelenin üzerindeki bu antik limanların herhangi birinde yüzerek kristal berraklığındaki suların tadını çıkarabilirsiniz. Sizi ilk olarak harika anıtlar, anıt mezarlar ve askeri limanın muhteşem manzarası karşılar. Phaselis merkez hamamlarına su taşıyan kemer sistemini görebilirsiniz. Ana caddeden yürüyerek agoraya, agora binasına ve özellikle iyi korunmuş olan küçük tiyatroya ulaşabilirsiniz. İmparator Hadrian döneminde inşa edilmiş anıtsal bir geçit kalıntısını geçerek güney limanına devam edebilirsiniz. Güney limanından şehre hakim olan “Solyma” Tahtalı Dağı'nın muhteşem manzarasının keyfini çıkarabilirsiniz

    Sagalassos, Antalya

    Sagalassos, Antalya'nın 120 km kadar kuzeyinde, Isparta yolu üzerinde yer almaktadır. Türkiye'nin Göller Bölgesi'nin göllerinden biri olan Eğirdir Gölü'ne yakın olması ile son derece güzeldir.Ayrıca Eğirdir ile Sagalassos ziyaret ederseniz harika heykel ve frizlerin sergilendiği Burdur Müzesi'ni de ziyaret etmeyi unutmayın. Sagalassos'ta 1989 yılından bu yana yapılan kazı ve restorasyon çalışmaları, antik kenti önemli bir ziyaret merkezi haline getirmiştir. Günümüzde Sagalassos, antik havuzlarından hala su içebileceğiniz güzel bir şekilde dekore edilmiş antik çeşmesi ile ziyaretçilerle buluşmaktadır. Anadolu kökenli Luvili Salawassa ile bağlantılı olan kentin Helenistik ve Roma dönemlerinde zenginleştiği görülmektedir. Termessos ile birlikte Pisidia'nın 2. önemli kenti olmuş ve Pisidia tarihinde önemli bir rol oynamıştır. Şehir büyük bir hamama, aşağı ve yukarı şehir kalıntılarına sahiptir. Aşağı şehirde çeşmeler ve sütunlu caddenin güzel örnekleri bulunmaktadadır. Yukarı şehir ve devlet Agorası, Roma İmparatorluk döneminden kalma restore edilmiş çeşmesiyle bir hazinedir. Dans eden kız frizli Heroon, Bouleuterion (Meclis Binası) değerli eşya pazarı olarak tercüme edilebilecek “Macellum” ve tiyatro yukarı şehre tepeden bakmaktadır. Dionysos Tapınağı ve Pisidia'ya özgü kaya mezarları da ziyaret edilmelidir. Şehir son derece yüksek bir rakımda, deniz seviyesinden yaklaşık 1500 metre yükseklikte yer aldığından, olası yoğun kar yağışı nedeniyle kış aylarında şehri ziyaret ederken dikkatli olunmalıdır. Yaz aylarında neredeyse her zamankinden güzel ve serin olduğundan ziyaret etmek için harika bir yerdir.

    Lyrbe / Seleukeia (Pamphylia), Antalya     

    Pamfilya'dak bulunan Lyrbe göz kamaştırıcı, ancak nadiren ziyaret edilen ve az bilinen bir antik kenttir. Yeni tarihli bir yol, ziyaretçilerin Side'nin yaklaşık 20 km kuzeyindeki Lyrbe'ye kolayca ulaşmalarını sağlamaktadır. Side'de çalışan Türk ekskavatörler Lyrbe'yi de kazmıştır. Hemen hemen sağlam olan agora binasına bağlı bir eksedra (cumba) ve kütüphane kalıntıları görülebilir. Lyrbe muhtemelen Side tarafından kurulmuş bir şehirdi ya da tam tersi (Side Lyrbe tarafından kurulmuştu) ve belki de Lyrbe dağlarda ve iyi korunmuşken kıyı şeridinde ve korsanlığa açık olan Side'nin hazinelerini korumak için kullanılmaktaydı. Tüm şehri çevreleyen çam ormanları, Lyrbe'ye harika bir manzara sunmaktadır.

    Selge, Antalya

    Antalya'nın 120 km kuzeydoğusunda yer alan Selge, sadece antik bir kent olmasının yanında Köprülü Kanyon Milli Parkı'nın da sınırları içinde kalmaktadır. Selge'yi gezerken antik Eurymedon olan Köprüçay'da keyifli bir rafting yapmak için biraz boş zamanınız kalabilir. Selge, özellikle zeytinyağı üretimi ve bu bölgede yetişen çeşitli otlar ile refah içinde olduğunu eski metinlerden bildiğimiz gibi, dağlarda kurulmuş bir Pisidya şehriydi. Günümüzde hala yerel köylüler barındığı antik kentte; antik stadion (stadyum), tiyatro ve agoranın tepesinde yaşayan yerlileri gözlemlemek ilginçtir. Şehre girdiğinizde, yerel bitki çayını tatmak, köylülerin hala yaptığı yerel bir hamur işi olan “gözleme”nin tadını çıkarmak için durabileceğiniz agora ve yerel köy evleri sizi karşılamaktadır. Antik stadion, tiyatro ve agora şehrin aşağı kısmında yer almaktadır. Devlet agorası, odeon (konser salonu), sütunlu cadde ve sadece bu bölgede var olan harika servi ormanlarını görmek için yokuş yukarı kısa bir yürüyüş yapmak gerekmektedir.

    Side, Antalya

    Yerel Anadolu Luvi dilinde nar anlamına gelen Side, Akdeniz'de şirin bir tatil beldesidir. Selimiye köyü, antik anıtlar ve güzel bir limanla dolu küçük bir turizm kasabasıdır. Antalya'nın 70 km doğusunda yer alan Side’ye yıl boyunca kolayca ulaşılabilir. Antalya, Perge, Aspendos ve Side'nin yer aldığı bu bölge Pamfilya olarak adlandırılır. Anadolu'da hala Yunanca bir isim taşıyan tek antik coğrafi bölgedir. Pisidya, Likya, Karya gibi diğer tüm antik alanlar Anadolu Luvi dilindedir. Pamfilya, “bütün kavimlerin yurdu” anlamına gelmektedir. Gerçekten de birkaç farklı kavmin bir karışımına ev sahipliği yapan bölgede dillerinin yerel dillerle karıştırılması sonucunda hepsinin bir karışımı olan “Side” lehçesi ortaya çıkmıştır. Son zamanlarda yapılan kazılarla oldukça ilginç olan Side’de birçok harabe, mağaza, otel, restoran birbirine karışmış ve harikalar diyarında yürüyormuş hissi vermektedir. Antik hamamdan dönüştürülen Side Müzesi, özellikle Roma İmparatorluk döneminde şehirlerin zenginliğini ve refahını gösteren birbirinden güzel heykel parçalara ev sahipliği yapmaktadır.

    Sillyon, Antalya

    Pamfilya Ovası'ndaki bir diğer antik kent olan Sillyon’un ulaşımı, Perge ve Aspendos gibi şehirlere göre daha zordur. Antalya'nın 35 km doğusunda yer alan Sillyon’a şirin köylerden arabayla ulaşabilirsiniz. Büyük İskender'in ele geçiremediği iki şehir, Antalya yakınlarındadır. Bunlardan biri Termessos, diğeri Sillyon'dur. Dikkat çekici yükseklikte hala ayakta duran kentin surlarını görmek, nedenini anlamanızı sağlayacaktır. Tırmanmanın kolay olmadığı akropole ulaşmak için Antalya'dan yerel bir rehber tutmak daha iyi olacaktır. Tepeye çıktıktan sonra Helenistik dönemden Bizans dönemlerine kadar birçok yapı göreceksiniz. Ancak en ilgi çekici yapı antik tiyatrodur. Tiyatronun üst koltukları tepede, alt koltuklar ise uçurumun dibindedir. Uçurum çatlayıp düştüğünde ise tiyatro koltukları da onlarla birlikte aşağı inmiştir.

    Termessos, Antalya

    Termessos, sadece Türkiye'nin değil tüm dünyanın belki de en çekici antik kentlerinden biridir. Güllük Dağı Milli Parkı, bu bölgenin güzelliğine çok şey katmaktadır. Termessos'a Antalya'dan Denizli-İzmir yolu boyunca 35 km kuzeybatıya gidilerek kolayca ulaşılabilir. Adındaki "ss"nin de anlaşılacağı gibi Luvi kökenli şehirlerden biridir. Hatta Termessoslular daha da ileri giderek şehrin ana tanrısı Zeus Solymeus olarak da adlandırılan kutsal dağ Solymos (Güllük Dağı) Dağı'na atıfta bulunarak "Biz ne Pisidyalı ne Likyalıyız ama biz Solymliyiz" demişlerdir. Arrianos'tan öğrendiğimize göre, Büyük İskender şehri ele geçirmeyi başaramamış, zeytin bahçelerini yakmış ve seferine devam etmiştir. Gerçekten de şehir, neredeyse zaptedilemez, etkileyici surlarla tahkim edilmiş bir kartal yuvasında yer alıyormuş gibi görünmektedir. Yakın zamana kadar herhangi bir modern yerleşim ve şehre giden yol olmadığı için çoğu bina neredeyse bozulmamıştır. Bloklar daha dün yıkılmış gibi güçlü bir his vermektedir. Termessos çok büyük olduğu için şehri ziyaret etmek için en az dört saat, hatta tüm gün ayrılmalıdır. Pisidia mezarlarının çok güzel örneklerine sahip 4 adet mezarlık, Solymos Dağı'nın muhteşem manzarasına sahip tiyatro, Helenistik dönemden orijinal yüksekliğine kadar ayakta olan Bouleuterion (meclis binası), oldukça etkileyici sarnıçlar ve su sistemleri, tapınaklar, hamamlar, sütunlu sokaklar ve tabii ki etkileyici manzara ve ormanlar bulunmaktadır.

    Xanthos, Antalya

    İlyada'nın Likyalı kahramanı Sarpedon, “Uzaklardaki Lykia'dan, girdaplı Xanthos Nehri’nden geldim” diyor. Gerçekten de Xanthos, erken Likya döneminde, Lykia'nın başkentiydi. Şehirde yaşayanlar düşmana teslim olmamak için tarihte en az iki kez toplu intihar etmişlerdir. Biri MÖ 546'da, Pers istilası sırasında ve ikincisi ise Brütüs'ün güç toplamak için Lykia'ya geldiği MÖ 1. Yüzyılda gerçekleşmiştir. 3. ve 4. yüzyıllardan kalma görkemli günlerin kanıtları tüm şehri süslemektedir. Tipik bir Likya geleneği olarak, şehir merkezi, çoğu hem Likya hem de Grekçe kabartmalar ve yazıtlar bulunan güzel Likya mezarlarıyla dekore edilmiştir. Ne yazık ki 19. yüzyılda Sir Charles arkadaşlarının Likya'ya gelip düzinelerce kutu dolusu heykel parçasını taşıdıklarında Xanthos'tan çok şey alınmıştır. Günümüzde British Museum'daki Xanthos odasında Xanthos'tan alınan malzemeler yer almaktadır. Xanthos'a gelen ziyaretçiler, bir zamanlar Xanthos Vadisi'nde muhteşem bir şehir olarak duran şehrin şimdi yalnızlığı yaşamasını hüznünü bir şekilde hissetmektedir. Şehrin hemen yanından akan Xanthos Nehri’nin ve akropolisin manzarası olağanüstüdür. İlk önce şehir kapısına geliseniz agoraya doğru yürürken İngiltere'de bulunan “Nereids” anıtının temellerini görebilirsiniz. Agoraya geldiğinizde agora ve tiyatro boyunca sıra dışı Likya Mezarları sizi karşılamaktadır. Tiyatronun doğusunda Likya Akropolü bulunmaktadır. Tiyatronun karşısında sütunlu caddenin, Likya'nın en büyük Bazilika kiliselerinden birinin keyfini çıkarabilirsiniz. Biraz daha yürürseniz yol sizi Likya mezarlarının en iyi örneklerinin görülebileceği Kuzey nekropolüne götürecektir.

    Kremna, Burdur

    Kremna, Antalya'nın yaklaşık 90 km kuzeyinde, göller bölgesinin yakınında yer almaktadır. Antalya'dan Bucak'a gidin, Kremna veya Çamlık köyü tabelalarını takip ederek doğuya dönün. Şehir esas olarak Roma döneminde kurulmuştur. Belki ondan önce burada küçük bir yerleşim olabilir. Bir Roma sömürgesi olan Kremna, baskın bir sosyal grup haline gelen İmparator Augustus'un askerlerinin aileleri tarafından yerleşim almış ve MS 2.yüzyılda İmparator Hadrian'ın altında büyük ölçekli şehir binaları ortaya çıkmıştır. Eski ve şirin bir patikadan şehre yaklaşırken ziyaretçileri şehir kapısı karşılamaktadır. Şehre girdiğinizde her yerde karşınıza etkileyici yapı kalıntıları çıkar. Görünen yapılar hamam, agora, propylon -anıtsal kapı-, sütunlu cadde ve derin höyüklü sur kalıntılarıdır. Agorada yazıtlı özgün bir blok bulunmaktadır: Bu dikdörtgen sütun Kremna'nın en büyüleyici anıtlarından biridir. Bu bir zar kehanetidir; her biri bir sayıya eklenmiş 60'tan fazla Yunanca metinden oluşan bir dizi içerir ve sayı beş zarın atılmasını temsil eder - eski zarlar veya aşık kemikleri, eski mafsal kemikleri ve beş zarı attığınızda bulduğunuz sayılara bakarsınız. Kremna da özellikle kuzeye doğru muhteşem bir manzara sunmaktadır. Burada bulunan heykelsi eserler, Burdur Müzesi'nde sergilenmektedir.

    Hacılar, Burdur

    Hacılar, Çatalhöyük ile Türkiye'deki en eski Neolitik Höyüklerden biridir. 1956'da Burdur'daki köylüler James Mellaart'a Burdur'un yaklaşık 25 km batısındaki Hacılar Köyü yakınlarındaki bir höyükten geldiği anlaşılan bazı eşsiz çanak çömlek parçalarını göstermiştir. Keşfedilen çanak çömleklerin tarihleri, Suriye-Mezopotamya ile Yunanistan ve Balkanlar'ın tarih öncesinde arasında bir bağlantı olduğuna dair kanıt sağlamıştır. Boyalı çanak çömlek desenlerle süslenmiş, seçilmiş parçalar tamir edilerek Ankara Müzesi'ne teslim edilmiştir. Birlikte ele alındığında, Geç Neolitik dönemde başlayan ve Erken Kalkolitik'e kadar kesintisiz olarak devam eden yerleşime işaret etmektedir. Hacılar kazılarının önemi, yerleşmenin “o dönemde Türkiye'de bilinen tüm yerleşim yerlerinden daha eski olması ve Anadolu'daki Neolitik ve Erken Kalkolitik kültür hakkında ilk bilgileri vermesi” gerçeğinde yatmaktadır

    Kibyra, Burdur

    Likya'nın kuzeyinde yer alan Kibyra, MÖ 2. yüzyılda kurulan bir şehirler konfederasyonu olan Cibyratis bölgesinin eyalet başkentidir. Dört şehirden oluşmaktadır - Kibyra, Boubon, Balboura ve Oinionda.

    Yunan coğrafyacı Strabon, Kibyra sakinlerinin Küçük Asya'nın bu bölümünün yerli halkı olan Lidyalıların torunları olduğunu iddia etmiştir. Federasyon üyeleri Lidyaca, Yunanca, Pisidian ve Solymi konuştuğu için dört dilin kullanıldığı bilinmektedir. Kibyra, Anadolu'da bölgenin diğer bölgelerinde çoktan unutulmuş Lidya kültürünün izlerinin bulunduğu son yerdir. Kibyra sakinleri için önemli bir gelir kaynağı metalurji idi. Şehir, sikkelerini MÖ 1. yüzyılın ortalarından İmparator Gallienus'un saltanatına, yani MS üçüncü yüzyılın ortasına kadar basmıştır.

    Roma tarafından fethinden sonra Kibyra hala bölgede önemli bir şehirdi. Önemli yolların kavşağında, Karya, Lidya, Frigya ve Pisidia arasındaki sınırda bulunması önemini artırmıştır. Antik kentte korunan binaların çoğu Roma döneminde ve daha doğrusu, kentin bir depremle yıkıldığı MS 23'ten sonra inşa edilmiştir.

    Ardışık Roma imparatorları şehrin yeniden inşası için yardım sağlamıştır. İmparator Tiberius, Kibyra'yı üç yıl süreyle vergilerden muaf tutmuştur. Yeniden inşa, İmparator Claudius tarafından da teşvik edilmiş ve şehrin minnettar halkı, şehrin adına Caesarea'yı eklemiştir. Ayrıca oyunların organizasyonunu da başlatmış, MS 25 yılından itibaren yeni bir çağ ile tarih atmaya başlamışlardır. İmparator Hadrian, İmparatorluğun doğu eyaletlerini dolaşırken MS 129'da Kibyra'ya gelmiş ve sakinlerine birçok ayrıcalık tanımıştır.

    Kibyra'yı 417 yılında bir deprem daha vurmuştur. Olumsuz ekonomik koşullar nedeniyle bu kez şehir yeniden inşa edilememiştir. Kibyra toprakları, sekizinci yüzyılda son sakinleri şehri terk edene kadar yavaş yavaş küçülmüştür. Şimdi Gölhisar olarak bilinen Horzum yerleşimine taşınmışlardır.

    Antakya, Hatay (Antiocheia)

    Antakya Doğu Akdeniz'de, Suriye sınırına yakın bir konumda yer almaktadır. Modern şehir Hatay, her zaman çeşitli kültürlere ve medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır. Suriye'nin Selevkos kralları tarafından kurulmuştur. Büyük İskender'in beklenmedik ölümünden sonra, halefleri imparatorluğunun kontrolünü ele geçirmek için birbirleriyle savaşmışve Suriye Selevkoslar tarafından kontrol edilmişve Antakya, MÖ 300 civarında Selevkos'lu I Nicator tarafından kurulmuştur. Hıristiyanlığın erken döneminde, özellikle Süryani Ortodoks Kilisesi ve Antakya Ortodoks Kilisesi'nin önemli bir şehriydi. Simeon olarak da bilinen St. Peter, İsa'nın havarilerindeydi ve en eski Hıristiyan kiliselerinden biri, hala hac yeri olan St. Peter için Antakya'da inşa edilmiştir. Yakın zamanda kazılan Titus Tüneli, harika mozaiklere sahip Roma Vilas'ı, Vakıflı Köyü ve birkaç villanın kazıldığı antik yerleşim bölgesi Daphne, ziyaret edilmesi gereken ilginç yerlerden bazılarıdır. Bu evlerde bulunan mozaik tabanlar Antakya – Hatay Müzesi'nde sergilenmektedir. Daphne ya da bugünkü adıyla Harbiye, bir gastronomi merkezi olan kasabanın harika restoranları ile de ünlüdür.

    • Issus, Hatay
    • Myriandrus, Hatay
    • Rhosus, Hatay
    • Seleucia Pieria, Hatay
    • Tell Tayinat, Hatay
    • Domuztepe, Kahramanmaraş
    • Anchiale, Mersin
    • Antiochia Lamotis, Mersin
    • Kilikya'nın Aphrodisias'ı, Mersin
    • Arsinoe, Mersin
    • Aulai, Mersin

    Corycus, Mersin (Korykos)

    Doğu Akdeniz kıyı şeridi boyunca, Mersin – Adana bölgesi antik eserlerle doludur. Belki de en çekici olanı ise Korykos, bugünkü adıyla “Kızkalesi”dir. Antik kent Mersin'e 65 km uzaklıktadır. Kuzeydoğu ve güneybatı boyunca uzanan şehir, doğuda Elaiussa-Sebaste'ye ve batıda Cehennem-Cennet Mağaralarına ulaşır. Herodotos'tan kentin, Korykos adlı bir Kıbrıslı Prens tarafından kurulan birkaç kentten biri olduğunu duymaktayız. Antik kent son yıllarda kazılmış ve bir tiyatro dahil olmak üzere birçok anıt ortaya çıkarılmıştır. En çekici kısmı, biri denizde diğeri karada bulunan iki kaledir. Güzel kumlu plaj, Korykos ziyaretini keyifli hale getirmektedir.

    • Elaiussa Sebaste, Mersin
    • Emirzeli, Mersin
    • Epiphania, Mersin
    • Gözlükule, Mersin
    • Kirshu (Meydancık Kalesi), Mersin
    • Küstülü, Mersin
    • Mamure Kalesi, Mersin
    • Anemuryum
    • Mezgitkale, Mersin

    Olba, Mersin (Diocaesarea)

    Diocaesarea, Kilikya'nın belki de en çekici antik kentidir. Kilikya, Doğu Akdeniz'in neredeyse tamamını ve Doğu Toros Dağları'nı kapsayan antik bir bölgedir. Mersin'in yaklaşık 70 km kuzey batısında yer alan antik kente manzaralı bir dolambaçlı yol ile ulaşılır. “Uzuncaburç” olarak adlandırılan büyük Helenistik kule günümüzdeki adıdır. İlk kent Uzuncaburç'un yaklaşık 6-7 km doğusunda yer almaktadır. Roma Dönemi'nde kent Diocaerarea olarak yeniden adlandırılmış ve eklenen harika anıtsal yapılarla bugünkü yerine taşınmıştır. En ilginç olanı yerel bir tanrı olan Zeus Olbios tapınağıdır. Bu Korint tapınağı Anadolu'da bilinen en eski Korint düzenidir. Tapınak ve Helenistik kulenin yanı sıra tiyatro, Nike tapınağı, anıtsal geçit ve ilginç piramidal mezar ziyaret edilebilir.

    • Soli, Mersin
    • Tapureli, Mersin
    • Tokmar Kalesi, Mersin
    • Yeniyurt Kalesi, Mersin
    • Yumuktepe, Mersin

    Antioch, Pisidia Isparta

    Makedonya Kralı Antiochos'tan sonra Antiocheia adını taşıyan birçok antik kent vardır. Pisidia'daki antik kent, Isparta'ya 110 km uzaklıkta günümüzde Yalvaç olarak bilinen yerde bulunmaktadır. Kentin önemi, ağırlıklı olarak Aziz Paul'un ziyaretinden gelmekte ve kent bir hac yeri olarak kabul edilmektedir. Augustus Tapınağı, su kemeri sistemleri, antik tiyatro ve yakın zamanda kazılmış sokaklar görülmeye değer… Men (ay tanrısı) Tapınağı, şehrin yaklaşık 10 km kuzeyinde, harika manzaralı bir tepe üzerinde yer almaktadır.

    • Seleucia Sidera, Isparta

    Karatepe, Osmaniye (Aslantaş National Park)

    Karatepe, Aslantaş Milli Parkı, Adana'nın yaklaşık 130 Km kuzeydoğusuna kadar çok güzel manzaralı bir yola sahiptir. Karatepe, Kilikya'da Ceyhan Nehri üzerinde müstahkem bir tepedir. Karatepe-Aslantaş kalesinin geçmişi MÖ 8. yüzyılın sonları veya 7. yüzyılın başlarına kadar uzanmaktadır. Karatepe-Aslantaş, Luvi dilindeki yazıtların keşfedildiği en yeni arkeolojik alanlardan biridir. 12. yüzyılda, Hitit İmparatorluğu çökmüş ve geride Güneydoğu Anadolu bölgesine, özellikle Gaziantep, Malatya ve Osmaniye çevresine dağılmış bir dizi küçük krallık bırakmıştır. Dikkat çekici kalıntılardaki tüm kabartmalar ve yazıtlar Türk arkeologlar sayesinde hemen hemen orijinal muhafazalarında korunmuştur. Özellikle Karatepe'nin hemen her yerinden Baraj manzarası ziyareti olağanüstü kılıyor.